iktisat okulu


Bir Söz: "Ben, insanların şair ya da çılgın ya da dilenci dedikleri kişiyim, ya da hepsi birdenim. " ~Joseph Roth~

Türkiye’de Kapitalizm ve Kültür

17.09.2011, Denemeler, yazan .



2000‘li yıllarda Kapitalizm ve Kültür İlişkisi

2000’li yıllarda Kapitalizm ve Kültür ilişkisini açıklayabilmek için; Kapitalizm nedir? Kültür nedir? Aralarında ki ilişki nedir? Sorularına cevap aramalıyız. Kapitalizm ve kültürün tarihsel süreçlerini açıklamalı, Kapitalizmin, kültürü nasıl etkilediğini bakmalıyız.

Kapitalizm Nedir?

Kapitalizm, özel mülkiyetin üretim araçlarının önemli bir bölümüne sahip olduğu veya işlettiği; yatırım, dağılım, gelir, üretim, mal ve hizmet fiyatlarının piyasa ekonomisini belirlediği sosyal ve ekonomik sistemdir. Kapitalizm, ciddi anlamda insanlar arasında sosyal ve ekonomik eşitsizliklere yol açar. M. Weber, Kapitalizmin ekonomiyi rasyonelleştirdiğini, verimliliğin ve üretkenliğin en üst seviyeye çıkarıldığını söyler. Weber, Kapitalizmin insanlık tarihinin en gelişmiş ve en karmaşık ekonomik sistemi olduğunu söylemiştir. K. Marx, Kapitalizmin üretici güçler ve üretim ilişkilerinin belirli bir tarihsel anda ki biçimini belirlediğini söyler. Meta, meta fetişizmi gibi kavramlar ortaya koyar. Kapitalizm bir meta üretimi sistemidir, bu yapısı gereği her şeyi metalaştırır, her şey para aracılığıyla kullanım değerinin ötesinde değişim değeri dolayısıyla da üretilir. Marx, bu noktada, metanın, değişim amacıyla üretilen bir şey olduğunu söyler. Ereksel olan bir şeyin araçsallaştırması metadır. (Meta ve meta fetişizmini kapitalizm ve kültürü tanımladıktan sonra tekrar ele alacağım). 2000’li yıllar da ki Kapitalizme bakmadan önce Kapitalizmin tarihsel süreçlerini kısaca anlatmalıyız.

Feodalizmden Kapitalizme geçiş:
Sermayenin birikmesidir. Burjuva sınıfının tam olarak oluşma sürecidir.

Liberal Kapitalizm:
Sermayenin tamamen burjuva veya belli sermaye gruplarında toplanması dönemidir. Bu dönem “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” (A. Smith) düşüncesinin hakim olduğu dönemdir. İşçi sınıfını ortaya çıkarmıştır. Kapitalizmin en vahşi olduğu dönemdir.

Müdahaleci Kapitalist sistem:
“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” sloganlı sürecin sona erdiği dönemdir. Kapitalizmin vahşiliğinin önlenebildiği dönemdir. Sosyal Devlet’i ortaya çıkarmıştır. Sosyal devlet: Ulusal gelir dağılımın biraz daha adaletli dağılmasıdır. İşçi sınıfına sosyal, siyasal haklarını tanındığı dönemdir. Bu dönem de çocuk işçiliği yasaklanmıştır.

Küresel Kapitalist sistem:
Günümüz de ki uygulanan sistemdir. Neo-Liberal dönemdir. Sosyalizmin, Kapitalizm karşısında alternatif olamayacağının görüldüğünün düşünülmesidir. Sosyal devlet, önemini kaybettiğinin düşünüldüğü dönemdir. Kapitalizm, küresel anlamda ki özelleştirme politikalarıyla vahşiliğine devam etmektedir. Kapitalizmi kısaca tanımladıktan sonra ve tarihsel süreçlerine değindikten sonra Türkiye’nin Kapitalist süreçlerine de bakmalıyız.

Kapitalizm ve Türkiye
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra iktisaden batılı ülkelerden geri kalmıştır. Neoliberal ekonomik politikalara kadar Türkiye, Kapitalizmin tüm vahşiliğini; sermaye odaklarının dışında işçi sınıfı yaşamıştır. “’Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler.’ parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye’de vermiştir. Amerikan kapitalizmini sosyalizme antitez misali olarak verenler; bünye farklarını tahlil edemeyenler, oluş şartlarını mukayese edemeyenlerdir. (Mumcu,1962)

Kültür nedir?

Kültür, bir toplumun, grubun veya belli bir kesimin tarihsel süreçlere vurgu yaparak ortaya çıkardığı; yaşam şekli ve toplumsal kurallarıdır. Kültür kavramı ele alınacaksa; toplumların, tarihsel süreçleri de göz önünde bulundurulması zorunludur.

Kültür, bir toplumun kimliğidir. “Ben” kavramının karşısına “öteki” kavramını oturtmasıdır. Toplumu oluşturan bireyler, kendilerini tanımlarlar. Sınırlarını çizerler. Sınırları dışında kalanlar ötekidir. Ötekinin kendi sınırlarını çizmesi de onun kültür yapısını oluşturur. Öteki ve ben kavramları da tarihsel süreçlere vurgu yapar. Batı medeniyeti ve doğu medeniyeti, ben ve öteki kavramları için örnek verilebilir. Bireyler kültürlerini sosyalizasyon süreçlerinde öğrenir. Sosyalizasyon, bireyin içine doğduğu kültürel ortamlardan, ana-babalardan, yakınlarından öğrenmesidir.

Kültür, ulus devletlerde mutlak olarak yer almıştır. Ulus devletlerin de temelinde ‘Kolektif Bilinç’ mantığı yer almaktadır. 19. ve 20. Yüzyılların temel doktrini milliyetçiktir. Fransız Devriminin yaydığı milliyetçilik düşüncesi ile kurulan ‘ulus devlet’lerin temelin de Kolektif Bilinç kavramı yer alır. Öteki kavramıyla oluşturulan ben’ler; ulus devleti oluşturur. Ulus devletler de paylaşılan şeyler ortak olmalıdır. Ortaklık, Kolektif Bilinci ortaya çıkarır.

Günümüzün ekonomik sistemi kapitalizmin yönetim biçimi ulus devletlerdir. Globalleşen dünya da ben ve öteki kavramlarının ortaya çıkması daha basite doğru indirgenebilir. Var olan ulus devletlerin dünyanın her yerinde neo-liberal ekonomik sisteme geçmesiyle ortaya yeni yeni ben ve öteki kavramlarını çıkarmıştır. Ulus devletler de bu kavramlar temel şarttı ancak etnisite, toplumsal cinsiyet, ırk v.s örgütler yer almıyordu. Bu tip örgütlenmeler Kapitalizmin, üretim araçlarının kendini yenilemesiyle ortaya çıkmıştır. İnsanlar yeni ihtiyaçlar veya doyumlar almak için farklı farklı örgütlenmeye başlamışlardır.

Kapitalizm – Kültür ilişkisi ve Türkiye

Kapitalizm sürekli olarak kendini yenilemek zorundadır. Sürekli olarak kendini yenilemesi yeni ihtiyaçlar ortaya çıkarması demektir. Tüketim ihtiyacını ortaya çıkarması demektir. İnsanlar da satın alma hevesi uyandırması demektir. Kapitalizm sermaye birikimini ucuz iş gücünden yapar. Üretimini ise yine üretenlere satar. Üretenlerin satın alması için tüm gerekli şartları oluşturur. Tüketim kültürü mantığını ortaya çıkarır. Yaratılarak satın alma hevesinin canlı tutulması olgusu, gerçekte üretim ve tüketim çarkının işler tutulmasına ve kâr döngüsünün gerçekleştirilmesine hizmet etmektedir. Ancak bu nedenledir ki, ihtiyaçlar ve mallar, özneler ve nesneler arasındaki ilişkiler kapitalizmin istikrarının sağlanmasının bir aracı haline gelmiştir. Kapitalizm var olmak, devam etmek için bunu yapar.

Tüketim kültürünü açıklayabilmemiz için Marx’ bakmamız gerekir. Meta, meta fetişizmi kavramlarını açıklamak Kapitalist tüketimi ve tüketim kültürünü anlamaktır.” Kapitalizm bir meta üretim sitemidir, bu yapısı gereği her şeyi metalaştırır, her şey para aracılığıyla kullanım değerinin ötesinde değişim değeri dolayısıyla üretilir. Marx, bu nokta da, metanın, değişim amacıyla üretilen bir şey olduğunu söyler. Kullanım amacıyla üretilen nesneler ya da kullanım değerinden ibaret olan maddeler meta değildirler; ancak başka bir ürünle değiştirmek ya da satmak için bir şey yapılırsa, yani nesnede bir değişim değeri söz konusu ise, nesne metadır.” (Alevizyon Haber)

Meta fetişizmiyle insanın yabancılaşma süreci ortaya çıkar. İnsan kendine, doğaya, emeğine, yaşamına v.s yabancılaşır. “Yabancılaşma, toplumsal, politik, sosyal, sosyolojik, psikolojik, ekonomik bir olgudur. Bu kadar çok düzeyli ve büyük sorunun temeli, ekonomik olduğu kadar sınıflı toplumların özel mülkiyet tarzında örgütlenmesidir.” (Bakterim.net)
Meta, meta fetişizmi, yabancılaşma kavramlarını da açıkladıktan sonra Ulus devlet ve bu yapıda ki ekonomik sistemin şimdilerde yaşadığı; neo liberal döneme bakmalıyız.
Ulus devletlerin, neo liberal ekonomik düzeni içinde yaşadığını söylemekteyiz. Ulus devletlerdeki kültür ilişkilerine, örgütlenmelerine bakmadan önce şu verileri göz önün de bulundurmalıyız:

-Dünyanın en zengin ilk üç kişisinin serveti, en yoksul 48 ülkenin ulusal gelirini aşıyor.
-Dünyanın en zengin 225 kişisinin toplam serveti 1 trilyon doları aşıyor; bu rakam dünya nüfusunun yaklaşık yarısını(%47) oluşturan 2,5 milyar insanın yıllık gelirleridir.
(Cumhuriyet-Eylül 98. İlhan Selçuk)

Gelir dağılımın eşit olmadığı, sistemin vahşileştiği, insanların yabancılaştığı bu dönemde Kapitalizm insanları tüketim çılgınlığına doğru götürür. Var olması, devam etmesi için bunu yapmak zorundadır.
Günümüz neo liberal dünyası ve kültür için ve Türkiye için tartışmamız gerekenleri şöyle sıralamalıyız:

Kültür, modern dünyada da varlığını devam ettiriyor. Tarihsel süreçlere, geçmişine vurgu yaparak kendini yeniliyor. Etnisite, toplumsal cinsiyet, sivil toplum kuruluşları v.b örgütlenmelerle ortaya çıkıyor. Yeni öteki ve benler oluşturuyor. Öteki ve benlerini sembollerle yapıyor. Oluşturduğu semboller yenide tüketimi devam ettiriyor. Kapitalizm varlığını bu şekilde, kendini yenilettirerek yapıyor.

Kültürün ulus devletler de örgütlenme şekli, modernite’ye ters gibi gözükse de modernitenin parametreleri olan; kapitalizme aykırı değildir. Ulus devletler, bireylerin benmerkezci aidiyet duygularını güçlü tutar. Etnisite, toplumsal cinsiyet v.b örgütlenmeler, ulus devletlere aykırıdır ancak; bu sonucu post modernlik diye okumamalıyız. Post modernlik, modernitenin sorunlarının olduğu anlamına gelir. Nitekim modern dünyanın ulus devletlerin çöktüğü sonucu çıkıyormuş gibi gözükebilir. Bu şekilde ki bakış açısı yanlış olacaktır. Çünkü modernitenin bütün parametleri işlevselliğini korumaktadır. Modern dünya da Kapitalizmin yaşadığı; müdahaleci dönemden neo liberal döneme geçiş ve neo liberal dönem kendini korumak, Kapitalizmi devam ettirmek, ilerletmek, vahşileştirmek için bunu yapıyor. Bunu post modern bir dünya olarak değil modern dünyanın gereği olarak okumak zorundayız. Kapitalizm kendi varlığı için kültürü kullanmaktadır. Türkiye de de benzer örgütlenmelerin varlığını görebiliriz. Kapitalizm tekrardan küresel boyuta geldiği için sonuçlar benzerdir.

Kapitalizm nedir? Kültür nedir? Cevapladıktan, Kapitalizm ve kültür ilişkisini açıkladıktan sonra sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:

Ulus devletlerdeki etnik, dinsel, toplumsal cinsiyet v.b tipi örgütlenmeler post modernizmi ortaya çıkarıyor gibi gözükse de sonuç böyle okunmamalıdır. Modernizm ve onun parametrelerinde sorun yoktur. Post Modernizm tezi, yanlıştır. Modernizm de bir problem yoktur. Sorun kapitalizmin küreselleşmesiyle, neo liberal ekonomik politikaların, kültürü kullanmasıdır. İnsanların tarihsel süreçlere vurgu yaparak örgütlenip, tüketerek, kapitalizmi var etmesi ve devam ettirmesidir. Modernite, dünyanın her yerinde hala geçerlidir. Evrenseldir.

Görsel Kaynakları:
Flickr
notes-taken.blogspot.com

İbrahim KURŞAT
Dumlupınar Üniversitesi
Lisans Öğrencisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>