<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iktisat okulu</title>
	<atom:link href="http://www.iktisatokulu.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.iktisatokulu.com</link>
	<description>bi&#039;şeyler karaladık işte...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 22:44:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Gısacık Memo&#8217;nun Türküsü</title>
		<link>http://www.iktisatokulu.com/gisacik-memonun-turkusu</link>
		<comments>http://www.iktisatokulu.com/gisacik-memonun-turkusu#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 22:32:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Gısacık Memo]]></category>
		<category><![CDATA[Karayılan]]></category>
		<category><![CDATA[Silah Arkadaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iktisatokulu.com/?p=220</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamanın zor, insanları tanımanın kolay olduğu zamanlarda yaşamış bir insanın, Karayılanın silah arkadaşlarından, su gibi kendi çukurunda kuruyan bir insanın, Gısacık Memo&#8217;nun türküsüdür bu hikaye. &#160; Memo, Atmalı&#8217;dır. Atmalılılar da; lakap koyma işini, evin büyük kadınları ve erkekleri hallederlerdi. Çocuk kız ise nenesi, erkek ise dedesi lakap koyardı. Memo&#8217;nun lakabını da muhtemelen dedesi koymuştur. &#160; Şerefhanın yazmış olduğu Şerefname&#8217;de Atmalı &#8230; <a href="http://www.iktisatokulu.com/gisacik-memonun-turkusu" class="more-link">Devam&#305;n&#305; Oku</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft  wp-image-221" title="Karayılan" src="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2012/05/karayılan.jpg" alt="Karayılan" width="285" height="400" />Yaşamanın zor, insanları tanımanın kolay olduğu zamanlarda yaşamış bir insanın, Karayılanın silah arkadaşlarından, su gibi kendi çukurunda kuruyan bir insanın, Gısacık Memo&#8217;nun türküsüdür bu hikaye.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Memo, Atmalı&#8217;dır. Atmalılılar da; lakap koyma işini, evin büyük kadınları ve erkekleri hallederlerdi. Çocuk kız ise nenesi, erkek ise dedesi lakap koyardı. Memo&#8217;nun lakabını da muhtemelen dedesi koymuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şerefhanın yazmış olduğu Şerefname&#8217;de Atmalı Aşiretinin Kabalar Oymağı için; &#8220;Acımasız ve Gaddar olurlar&#8221; diyor. Evet, acımasız ve gaddar olurlar; ancak kime ve neye karşı acımasız, gaddar olurlar?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1900&#8242;ler&#8230; Geçmişini, bugününü, yarınını hiç etmeye etmeye gelen işgalcilere karşı; Karabıyıklı Baskının, Elmalı Cephesi, 1. ve 2. Ağcakoyunlu Cepheleri, İkizkuyu Cephesi, Nizip yolu savaşları, Mağarabaşı savaşları ve Kurbanbaba cephelerinde diğer tüm Kuvay-ı Milliye yurtseverleri gibi acımasız ve gaddar. Ancak esir düşen işgalcileri, her gün, kendi sürüsünden 4 koyun keserek besleyen; esir değil de, misafir gibi ağırlayan Karayılan gibi merhametli ve asil.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Savaş biter, Antep pisliğinden arınır. Zamanın zengin sayılabilecek bir ailesinin, tek çocuğu bir kızla evlenir, iç güveysi olur. Hem vatanı hem gurbeti olmalılardır birbirlerinin. Fakat bir gariplik vardır. Kız hastadır, Memo bilmez. Zayıf, çelimsiz olan kızın kollarına ve bacaklarına şişman gözükmesi için parça parça elbiseler dikmişlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Memo, tuhaflığı farkedince anlatmaya başlar; &#8221; Gündüz baharım ki, avrat tombul tombul. Gece baharım ki, avrat küçük, aha şeyle yataan içinde yatiy. Gel zaman git zaman, ben takipleyeme başladım. Bir gün yatacakken gördüm; yatmazdan evvel kollarından, bacaklarından esbablarını çıharıy, güçcüğük galıy. &#8221; O ney&#8221; didim, &#8221; Heç, hüs de yat! Neyi niniyng&#8221; dedi. Sonra ben bütün kazançları &#8220;bir aferim&#8221; diyene dağıttım, boşandım, beş parasız, çocuksuz, tek başıma kaldım.&#8221;der.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evlenip boşanması gibi ömrü de uzun sürmez; &#8220;Bu gelenleri artık siz görürsünüz; &#8220;oğlan, babaya &#8220;ulan&#8221; diyecek zaman gelecek, siz onu görürsünüz. Kız, anaya; &#8220;kele&#8221; diyecek zaman gelecek, hatır gönül kalmayacak, siz göreceksiniz bunları&#8221; der. Hem savaşın hem anlaşılmamanın, aldatılmanın acısına kanser olur. Kanser olduğu bilinmez, teşhis konmaz, acılar içinde ölür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ölümüne yakın Gısacık Memo, kısa ömrünü anlatır;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eğerdim kelep ettim</p>
<p>Şam yolunu Halep ettim</p>
<p>İki üç günlük bir dünyaya</p>
<p>Var ömrümü telef ettim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gittim gittim geri döndüm</p>
<p>Yalan ömrümü tükettim</p>
<p>Dünya yalanmış yeni bildim</p>
<p>Var ömrümü telef ettim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(İbrahim KURŞAT, 19.05.2012)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iktisatokulu.com/gisacik-memonun-turkusu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzdivaç Programları Üzerine</title>
		<link>http://www.iktisatokulu.com/izdivac-programlari-uzerine</link>
		<comments>http://www.iktisatokulu.com/izdivac-programlari-uzerine#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 19:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tespit]]></category>
		<category><![CDATA[Ataerkil Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[İzdivaç]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iktisatokulu.com/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[Evlilik Kurumu İzdivaç programları, programlarını şöyle tanımlamaktadırlar: “Evlenme güçlüğü çeken hukuken ve ruhen evlenmesinde bir mahsuru olmayan bireylerin evlenebilmeleri için sosyal ortamlar yaratarak eş seçimine ikinci bahar evlilik desti izdivacın desteği ile aracılık etmek dullara bekarlara eş bulmak ve danışmanlık yapmak.” Dul, kelimesinin anlamı sorunsaldır. Türk toplumunda ki var olan erk; kadın ve erkeğin, ‘kadın gibi kadın’, ‘erkek gibi erkek’ &#8230; <a href="http://www.iktisatokulu.com/izdivac-programlari-uzerine" class="more-link">Devam&#305;n&#305; Oku</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2012/03/izdivac.jpg"><img class="alignleft  wp-image-192" title="izdivac" src="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2012/03/izdivac.jpg" alt="" width="360" height="270" /></a>Evlilik Kurumu</h2>
<p style="text-align: justify;"><em>İzdivaç</em> programları, programlarını şöyle tanımlamaktadırlar: “Evlenme güçlüğü çeken hukuken ve ruhen evlenmesinde bir mahsuru olmayan bireylerin evlenebilmeleri için sosyal ortamlar yaratarak eş seçimine ikinci bahar evlilik desti izdivacın desteği ile aracılık etmek dullara bekarlara eş bulmak ve danışmanlık yapmak.” Dul, kelimesinin anlamı sorunsaldır.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk toplumunda ki var olan erk; kadın ve erkeğin, ‘kadın gibi kadın’, ‘erkek gibi erkek’ olabilmesi için; kadın ve erkekten evlilik kurumunu oluşturma görevini beklemektedir.<span id="more-190"></span>Premodern dönemin sorunu olması gereken <em>ataerkil toplum</em>, &#8220;fert&#8221; olmayı &#8220;erk&#8221;e atfetmeye devam ettiği için ve doğal olmayanın; doğal ve gerçek olarak sunulduğu bir çağda törpülenmiş de olsa- <em>ataerkil toplum</em>, kendini yeniden inşaa ederek devam ettirmektedir. Toplumdaki ‘erk’in kırılamaması programlarla birlikte, açıkça gün yüzüne çıkıyor; programda buna uygun kodlamalar oluşturulmuş, yeni metalar üretilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir örnek kodlama: “Elektrik almak” terimi&#8230; Elektrik almak, toplumsal düzlem de insanların evlilik kurumunu oluşturmak için birbirlerini beğenmesi gibi kodlansa da, programlara katılan insanların, ekonomik gelir durumlarının eş seçimi- seçilmesi&#8217;nde ki belirleyecisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Toplumumuzda oluşturulan muhafazakâr kesimin – kadın veya erkek- katılımcıların, muhafazakârlığa uygun sembollerle programa katılması göze çarpmaktadır. Yine muhafazakârlığın karşısına inşa edilen kesimin de ona uygun sembollerle programa katıldığı ve eş seçiminin bu yönde yeniden üretildiğini görmekteyiz. Ekonomik gelir düzeyine göre seçimde de <em>toplumsal cinsiyet</em> konuya hâkim gibi gözükse de kendine, topluma, doğaya yabancılaşan-yabancılaştıran insanların varlığından söz etmeliyiz. Kitlesel olarak izleyicilerinin bulunması, var olan izleyici kitlesinin kendine, topluma, doğaya yabancılaşmasını sağlamaktadır. Keza; katılımcılar için de aynı durum söz konusudur.</p>
<h2>İnsanlar, yalnız kalabilmek için evleniyor.</h2>
<p style="text-align: justify;">Gerçek aşk; her iki öznenin özgürlüğünün bir arada yaşama halidir; ancak, sevgi ve aşk kavramların metalaştırıldığı bu programda, insanların birbirlerini eş olarak görmesi değil, birbirlerini “sex işçisi” olarak görmesinden başka bir şey değildir. Programdan bir örnek verecek olursak, programda ki bir kadın aday, otuzlu yaşlarında bir kadın;</p>
<p style="text-align: justify;">“En fazla kırk, bilemedin kırk beş yaşına bir adam arıyorum” dedikten sonra, altmış yedi yaşında bir erkekten evlenme teklifi alması ve bu evlilik teklifini kabul etmesi.</p>
<p style="text-align: justify;">Programda üstünde durulması gereken diğer bir konu ise, katılımcıların ve izleyici kitlesinin, toplumsal sınıflarından hareketle değil de egemen sınıfın ideolojisinin bakış açısıyla eylemde bulunmasının sağlanmasıdır. Toplumsal refah havasının varlığının dayatılması bu durumu açıklayıcıdır. Egemen sınıfın, kesin bir şekilde ortaya koyduğu <em>ataerkil</em> sistemin, programda kadınlardan beklenen rollerin, kadınların ve erkeklerin bu rolleri, yeniden erksel bir şekilde ürettiğini görüyoruz. Örneğin, programda eş seçen erkek, seçeceği kadını kendi yaşadığı habitusuna götürmek ve orada yaşatmak istemesi, erkeğin istediği şekilde giyinmesini, konuşmasını istemesi. Burada şunu söylememiz gereklidir: &#8220;İnsan yalnızca iç güdülerine ve toplumun kendine atfettiği rollere boyun eğmez, eğmemelidir; onları tanımlayabilir, onların tümüyle bilincinde olabilir ve onlarla arasına mesafe koyabilir, yine aynı şekilde onları değiştirebilir ya da genelleştirebilir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Programlardaki diğer kodlamalar ise; toplumdaki &#8220;çöpçatan&#8221;lık işlevine uygun program sunucusu bir kadın, &#8220;çok yakıştı&#8221;cılar, sunucunun anlık tepkilerine uygun müzisyenler. Tüm bu kodlamalar, pratikteki temsilin simülarttaki karşılığıdır.</p>
<h2>Evleniyorum, öyleyse varım.</h2>
<p style="text-align: justify;"><em>İzdivaç</em> programları, evlenme programı gibi gözükse de, tüketici toplumunda ki tüm yaşam pratiklerinin metalaştırılması, televizyonla kitlelere benimsetilmesi, erkin yeniden üretimin sağlanmasıdır. Bunu sadece egemen sınıfın başat ideolojisinin hegemonya kurması olarak değil, kitlelerin katılımı ile yoğun bir şekilde inşa edilmekte olduğunu, kitlelerin sürecin dışından değil içeriden-iç dinamikleriyle sürece katıldığını da eklememiz gerekecektir. Son olarak, diyebiliriz ki; <em>izdivaç</em> programlarının yenilik boyutu yoktur; kadına biçilen, günlük yaşamın sabrı ve edilginliği ve hayat karşısındaki istenilen tutumları yeniden üretiliyor, geçmişi, geleceği olarak kalmaya devam ediyor; öyle ki yeteneksiz, tutarsız hırslılıların köşebaşlarını tuttuğu bu ortamda temiz kalmak ve değişimin aktörü olmak zor gibi görünüyor.</p>
<p><strong><em>Bu analiz için, Esra Erol&#8217;da Evlen Benimle programı incelenmiştir.</em></strong></p>
<p>Görsel Kaynağı : <a href="http://www.komikaze.net/" target="_blank">http://www.komikaze.net/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;">(İbrahim KURŞAT, 28.03.2012)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iktisatokulu.com/izdivac-programlari-uzerine/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her şey memleketinde güzel!</title>
		<link>http://www.iktisatokulu.com/her-sey-memleketinde-guzel</link>
		<comments>http://www.iktisatokulu.com/her-sey-memleketinde-guzel#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 22:44:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Kemal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tespit]]></category>
		<category><![CDATA[Antep Fıstığı]]></category>
		<category><![CDATA[Baklava]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iktisatokulu.com/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Baklava hakkında internette yazılanlara baktım da en güzel yazılan bu herhalde. Baklava, başta Türk olmak üzere Orta Doğu, Balkan ve Güney Asya mutfaklarında yer etmiş önemli bir hamur tatlısıdır. Özetle, ince yufkaların arasına yöreye göre ceviz, antep fıstığı, badem veya fındık konarak yapılır. Genel olarak şeker şerbeti ile tatlandırılır. Ayrıca bal şerbeti de kullanılabilir. Bazı ticari firmalar kendi özel şerbetlerini &#8230; <a href="http://www.iktisatokulu.com/her-sey-memleketinde-guzel" class="more-link">Devam&#305;n&#305; Oku</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Baklava</strong> hakkında internette yazılanlara baktım da en güzel yazılan bu herhalde.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-140" title="Baklava" src="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2011/10/Baklava-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /><strong>Baklava</strong>, başta Türk olmak üzere Orta Doğu, Balkan ve Güney Asya mutfaklarında yer etmiş önemli bir <strong>hamur tatlısı</strong>dır. Özetle, ince yufkaların arasına yöreye göre ceviz, <strong>antep fıstığı</strong>, badem veya fındık konarak yapılır. Genel olarak şeker şerbeti ile tatlandırılır. Ayrıca bal şerbeti de kullanılabilir. Bazı ticari firmalar kendi özel şerbetlerini kullanırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiyede, <strong>Gaziantep baklavası</strong>yla tanınan şehirdir. İçersinde kullanılan malzeme, Gaziantep baklavasında antep fıstığı olsa da, bu coğrafi olarak büyük farklılıklar gösterir. Güneydoğu Anadoluda antep fıstığı, Karadenizde fındık, İç Anadoluda ceviz, Kıyı Egede badem, Edirne ve Trakya&#8217;da ise susam evde yapılan baklavalarda kullanılır. Genelde arananı antep fıstıklı tipi olsa da ekonomik nedenlerle sık sık cevizlisinede rastlanır. Yalın servis edilebileceği gibi, sade dondurma veya kaymakla da servis edilebilir. Baklavanın yufkalarının ince açılmış olması, ceviz veya fıstığının bol olması ve şerbetinin tam kıvamında olması o baklavanın kaliteli olduğunu gösterir. Baklavanın Şam&#8217;dan Türkiyeye getirildiği bazı kaynaklar da bulunmaktadır.<sup><a href="#kaynakca">1</a></sup></p>
<p><span id="more-137"></span>
</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">Şimdi <strong>Her şey memleketinde güzel!</strong>&#8216;e, baklavayı nasıl bağlayacağımı merak ediyorsanız bugün başımdan geçenleri anlatmak isterim. Aynı apartmanda oturduğum arkadaşım bir gün beni evlerine davet etti. Ben en başta davette tatlı falan olduğunu bilmiyordum. Sadece çay içmek için gitmiştim. Çaylarımızı yudumlarken <strong>Gaziantep</strong>&#8216;ten laf açıldı ve biraz bu konuda lafladık. Ben Gaziantepli olduğum için biraz daha fazla konuştum (güzel yerleri, mutfağı, ekonomisi vs.). Sonradan arkadaşlarımın evinde tatlı olduğunu da duydum. Çaydan sonra da tatlıyı(baklava) servis etti arkadaşımız. Ben baklava(!)dan bir dilim aldım ve yedim. En başta her şey normaldi. Ta ki tadı tam anlamıyla damağıma gelene kadar. Allahım! Bu baklava(!) olamazdı. Arkadaşları kırmamak adına 1-2 tane daha aldım ve bana bu kadar yeter diyerek kenara çekildim. İşte <strong>Her şey memleketinde güzel!</strong>&#8216;den kastım bu. Yukarıda anlattığım anımın hangi şehirde geçtiği çok ta önemli değil. Ama şunu söyleyebilirim ki: <strong>Her şey memleketinde güzel!</strong>. :) <em>Kebap</em> <strong>Adana</strong>&#8216;da, <em>Ciğer</em> <strong>Şanlıurfa</strong>&#8216;da, <em>Tantuni</em> <strong>Mersin</strong>&#8216;de, <em>Baklava</em> da <strong>Gaziantep</strong>&#8216;te güzeldir ve elden geldiğince memleketlerinde yenmelidir ;)</p>
<p style="text-align: justify;">Görsel Kaynağı: <a href="http://www.flickr.com/photos/ms-mac/559824359/" target="_blank">Flickr</a></p>
<hr />
<p style="text-align: justify;"><sup><a name="kaynakca" href="#"></a>1 </sup><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Baklava" target="_blank">http://tr.wikipedia.org/wiki/Baklava</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iktisatokulu.com/her-sey-memleketinde-guzel/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Kapitalizm ve Kültür</title>
		<link>http://www.iktisatokulu.com/turkiyede-kapitalizm-ve-kultur</link>
		<comments>http://www.iktisatokulu.com/turkiyede-kapitalizm-ve-kultur#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Sep 2011 15:38:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketim Kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iktisatokulu.com/?p=79</guid>
		<description><![CDATA[2000‘li yıllarda Kapitalizm ve Kültür İlişkisi 2000’li yıllarda Kapitalizm ve Kültür ilişkisini açıklayabilmek için; Kapitalizm nedir? Kültür nedir? Aralarında ki ilişki nedir? Sorularına cevap aramalıyız. Kapitalizm ve kültürün tarihsel süreçlerini açıklamalı, Kapitalizmin, kültürü nasıl etkilediğini bakmalıyız. Kapitalizm Nedir? Kapitalizm, özel mülkiyetin üretim araçlarının önemli bir bölümüne sahip olduğu veya işlettiği; yatırım, dağılım, gelir, üretim, mal ve hizmet fiyatlarının piyasa ekonomisini &#8230; <a href="http://www.iktisatokulu.com/turkiyede-kapitalizm-ve-kultur" class="more-link">Devam&#305;n&#305; Oku</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-medium wp-image-84 alignleft" title="Kapitalist Sistemin Piramidi" src="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2011/09/Kapitalist-Sistemin-Piramidi-242x300.jpg" alt="" width="242" height="300" /><span class="Apple-style-span" style="color: #000000; font-weight: bold;">2000‘li yıllarda Kapitalizm ve Kültür İlişkisi</span></p>
<p style="text-align: justify;">2000’li yıllarda Kapitalizm ve Kültür ilişkisini açıklayabilmek için; Kapitalizm nedir? Kültür nedir? Aralarında ki ilişki nedir? Sorularına cevap aramalıyız. <em>Kapitalizm</em> ve kültürün tarihsel süreçlerini açıklamalı, <em>Kapitalizm</em>in, kültürü nasıl etkilediğini bakmalıyız.</p>
<p><span class="Apple-style-span" style="color: #000000; font-weight: bold;">Kapitalizm Nedir?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kapitalizm" target="_blank">Kapitalizm</a></strong>, özel mülkiyetin üretim araçlarının önemli bir bölümüne sahip olduğu veya işlettiği; yatırım, dağılım, gelir, üretim, mal ve hizmet fiyatlarının piyasa ekonomisini belirlediği sosyal ve ekonomik sistemdir.<span id="more-79"></span> <em>Kapitalizm</em>, ciddi anlamda insanlar arasında sosyal ve ekonomik eşitsizliklere yol açar. <strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Max_Weber" target="_blank">M. Weber</a></strong>, <em>Kapitalizm</em>in ekonomiyi rasyonelleştirdiğini, verimliliğin ve üretkenliğin en üst seviyeye çıkarıldığını söyler. <strong>Weber</strong>, <em>Kapitalizm</em>in insanlık tarihinin en gelişmiş ve en karmaşık <em>ekonomik sistem</em>i olduğunu söylemiştir. <strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Marx" target="_blank">K. Marx</a></strong>, <em>Kapitalizm</em>in üretici güçler ve üretim ilişkilerinin belirli bir tarihsel anda ki biçimini belirlediğini söyler. Meta, meta fetişizmi gibi kavramlar ortaya koyar. <em>Kapitalizm</em> bir meta üretimi sistemidir, bu yapısı gereği her şeyi metalaştırır, her şey para aracılığıyla kullanım değerinin ötesinde değişim değeri dolayısıyla da üretilir. <em>Marx</em>, bu noktada, metanın, değişim amacıyla üretilen bir şey olduğunu söyler. Ereksel olan bir şeyin araçsallaştırması metadır. (<em>Meta</em> ve <em>meta fetişizmi</em>ni kapitalizm ve kültürü tanımladıktan sonra tekrar ele alacağım). 2000’li yıllar da ki <em>Kapitalizm</em>e bakmadan önce <em>Kapitalizm</em>in tarihsel süreçlerini kısaca anlatmalıyız.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Feodalizmden Kapitalizme geçiş:</em></strong><br />
<em>Sermaye</em>nin birikmesidir. <em>Burjuva</em> sınıfının tam olarak oluşma sürecidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Liberal Kapitalizm:</em></strong><br />
Sermayenin tamamen burjuva veya belli sermaye gruplarında toplanması dönemidir. Bu dönem <em>“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler”</em> (<strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Adam_Smith" target="_blank">A. Smith</a></strong>) düşüncesinin hakim olduğu dönemdir. <em>İşçi sınıfı</em>nı ortaya çıkarmıştır. <em>Kapitalizm</em>in en vahşi olduğu dönemdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Müdahaleci Kapitalist sistem:</em></strong><br />
<em>“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler”</em> sloganlı sürecin sona erdiği dönemdir. <em>Kapitalizm</em>in vahşiliğinin önlenebildiği dönemdir. <em>Sosyal Devlet</em>’i ortaya çıkarmıştır. <em>Sosyal devlet</em>: Ulusal gelir dağılımın biraz daha adaletli dağılmasıdır. <em>İşçi sınıfı</em>na sosyal, siyasal haklarını tanındığı dönemdir. Bu dönem de çocuk işçiliği yasaklanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Küresel Kapitalist sistem:</em></strong><br />
Günümüz de ki uygulanan sistemdir. <em>Neo-Liberal</em> dönemdir. <em>Sosyalizmin</em>, <em>Kapitalizm</em> karşısında alternatif olamayacağının görüldüğünün düşünülmesidir. <em>Sosyal devlet</em>, önemini kaybettiğinin düşünüldüğü dönemdir. <em>Kapitalizm</em>, küresel anlamda ki özelleştirme politikalarıyla vahşiliğine devam etmektedir. Kapitalizmi kısaca tanımladıktan sonra ve tarihsel süreçlerine değindikten sonra Türkiye’nin <em>Kapitalist</em> süreçlerine de bakmalıyız.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Kapitalizm ve Türkiye</em></strong><br />
<em>Türkiye Cumhuriyeti</em> kurulduktan sonra iktisaden batılı ülkelerden geri kalmıştır. <em>Neoliberal</em> ekonomik politikalara kadar <em>Türkiye</em>, <em>Kapitalizm</em>in tüm vahşiliğini; sermaye odaklarının dışında işçi sınıfı yaşamıştır. <em><em>“&#8217;</em></em><span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-style: italic; font-weight: normal;"><em>Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler.&#8217; parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye’de vermiştir. Amerikan kapitalizmini sosyalizme antitez misali olarak verenler; bünye farklarını tahlil edemeyenler, oluş şartlarını mukayese edemeyenlerdir.</em></span><span class="Apple-style-span" style="font-family: Georgia, 'Bitstream Charter', serif; font-weight: normal;"> (Mumcu,1962)</span></p>
<p><strong>Kültür nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BClt%C3%BCr" target="_blank">Kültür</a></em>, bir toplumun, grubun veya belli bir kesimin tarihsel süreçlere vurgu yaparak ortaya çıkardığı; yaşam şekli ve toplumsal kurallarıdır. Kültür kavramı ele alınacaksa; toplumların, tarihsel süreçleri de göz önünde bulundurulması zorunludur.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kültür</em>, bir toplumun kimliğidir. <em>“Ben”</em> kavramının karşısına <em>“öteki”</em> kavramını oturtmasıdır. Toplumu oluşturan bireyler, kendilerini tanımlarlar. Sınırlarını çizerler. Sınırları dışında kalanlar ötekidir. Ötekinin kendi sınırlarını çizmesi de onun kültür yapısını oluşturur. Öteki ve ben kavramları da tarihsel süreçlere vurgu yapar. Batı medeniyeti ve doğu medeniyeti, ben ve öteki kavramları için örnek verilebilir. Bireyler kültürlerini sosyalizasyon süreçlerinde öğrenir. <em>Sosyalizasyon</em>, bireyin içine doğduğu kültürel ortamlardan, ana-babalardan, yakınlarından öğrenmesidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kültür</em>, <em>ulus devlet</em>lerde mutlak olarak yer almıştır. Ulus devletlerin de temelinde <em>‘Kolektif Bilinç’</em> mantığı yer almaktadır. 19. ve 20. Yüzyılların temel doktrini milliyetçiktir. <em><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Frans%C4%B1z_Devrimi" target="_blank">Fransız Devrimi</a></em>nin yaydığı milliyetçilik düşüncesi ile kurulan ‘ulus devlet’lerin temelin de Kolektif Bilinç kavramı yer alır. Öteki kavramıyla oluşturulan ben’ler; ulus devleti oluşturur. Ulus devletler de paylaşılan şeyler ortak olmalıdır. Ortaklık, Kolektif Bilinci ortaya çıkarır.</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzün ekonomik sistemi kapitalizmin yönetim biçimi ulus devletlerdir. Globalleşen dünya da ben ve öteki kavramlarının ortaya çıkması daha basite doğru indirgenebilir. Var olan ulus devletlerin dünyanın her yerinde <em>neo-liberal ekonomik sistem</em>e geçmesiyle ortaya yeni yeni ben ve öteki kavramlarını çıkarmıştır. Ulus devletler de bu kavramlar temel şarttı ancak <em>etnisite</em>, <em>toplumsal cinsiyet</em>, <em>ırk</em> v.s örgütler yer almıyordu. Bu tip örgütlenmeler <em>Kapitalizm</em>in, üretim araçlarının kendini yenilemesiyle ortaya çıkmıştır. İnsanlar yeni ihtiyaçlar veya doyumlar almak için farklı farklı örgütlenmeye başlamışlardır.</p>
<p><strong>Kapitalizm &#8211; Kültür ilişkisi ve Türkiye</strong><img class="alignright size-medium wp-image-88" title="Neoliberalizm" src="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2011/09/Neoliberalizm-197x300.jpg" alt="" width="197" height="300" /></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kapitalizm</em> sürekli olarak kendini yenilemek zorundadır. Sürekli olarak kendini yenilemesi yeni ihtiyaçlar ortaya çıkarması demektir. <em>Tüketim ihtiyacı</em>nı ortaya çıkarması demektir. İnsanlar da satın alma hevesi uyandırması demektir. Kapitalizm <em>sermaye birikimi</em>ni ucuz iş gücünden yapar. Üretimini ise yine üretenlere satar. Üretenlerin satın alması için tüm gerekli şartları oluşturur. <em>Tüketim kültürü</em> mantığını ortaya çıkarır. Yaratılarak satın alma hevesinin canlı tutulması olgusu, gerçekte üretim ve tüketim çarkının işler tutulmasına ve kâr döngüsünün gerçekleştirilmesine hizmet etmektedir. Ancak bu nedenledir ki, ihtiyaçlar ve mallar, özneler ve nesneler arasındaki ilişkiler kapitalizmin istikrarının sağlanmasının bir aracı haline gelmiştir. Kapitalizm var olmak, devam etmek için bunu yapar.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüketim kültürünü açıklayabilmemiz için <strong>Marx</strong>’ bakmamız gerekir. Meta, meta fetişizmi kavramlarını açıklamak Kapitalist tüketimi ve tüketim kültürünü anlamaktır.” Kapitalizm bir meta üretim sitemidir, bu yapısı gereği her şeyi metalaştırır, her şey para aracılığıyla kullanım değerinin ötesinde değişim değeri dolayısıyla üretilir. <strong>Marx</strong>, bu nokta da, metanın, değişim amacıyla üretilen bir şey olduğunu söyler. Kullanım amacıyla üretilen nesneler ya da kullanım değerinden ibaret olan maddeler meta değildirler; ancak başka bir ürünle değiştirmek ya da satmak için bir şey yapılırsa, yani nesnede bir değişim değeri söz konusu ise, nesne metadır.” (Alevizyon Haber)</p>
<p style="text-align: justify;">Meta fetişizmiyle insanın yabancılaşma süreci ortaya çıkar. İnsan kendine, doğaya, emeğine, yaşamına v.s yabancılaşır. <em>“Yabancılaşma, toplumsal, politik, sosyal, sosyolojik, psikolojik, ekonomik bir olgudur. Bu kadar çok düzeyli ve büyük sorunun temeli, ekonomik olduğu kadar sınıflı toplumların özel mülkiyet tarzında örgütlenmesidir.”</em> (Bakterim.net)<br />
Meta, meta fetişizmi, yabancılaşma kavramlarını da açıkladıktan sonra Ulus devlet ve bu yapıda ki ekonomik sistemin şimdilerde yaşadığı; neo liberal döneme bakmalıyız.<br />
Ulus devletlerin, neo liberal ekonomik düzeni içinde yaşadığını söylemekteyiz. Ulus devletlerdeki kültür ilişkilerine, örgütlenmelerine bakmadan önce şu verileri göz önün de bulundurmalıyız:</p>
<p style="text-align: justify;">-Dünyanın en zengin ilk üç kişisinin serveti, en yoksul 48 ülkenin ulusal gelirini aşıyor.<br />
-Dünyanın en zengin 225 kişisinin toplam serveti 1 trilyon doları aşıyor; bu rakam dünya nüfusunun yaklaşık yarısını(%47) oluşturan 2,5 milyar insanın yıllık gelirleridir.<br />
(Cumhuriyet-Eylül 98. İlhan Selçuk)</p>
<p style="text-align: justify;">Gelir dağılımın eşit olmadığı, sistemin vahşileştiği, insanların yabancılaştığı bu dönemde Kapitalizm insanları tüketim çılgınlığına doğru götürür. Var olması, devam etmesi için bunu yapmak zorundadır.<br />
Günümüz neo liberal dünyası ve kültür için ve Türkiye için tartışmamız gerekenleri şöyle sıralamalıyız:</p>
<p style="text-align: justify;">Kültür, modern dünyada da varlığını devam ettiriyor. Tarihsel süreçlere, geçmişine vurgu yaparak kendini yeniliyor. Etnisite, toplumsal cinsiyet, sivil toplum kuruluşları v.b örgütlenmelerle ortaya çıkıyor. Yeni öteki ve benler oluşturuyor. Öteki ve benlerini sembollerle yapıyor. Oluşturduğu semboller yenide tüketimi devam ettiriyor. Kapitalizm varlığını bu şekilde, kendini yenilettirerek yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Kültürün ulus devletler de örgütlenme şekli, modernite’ye ters gibi gözükse de modernitenin parametreleri olan; kapitalizme aykırı değildir. Ulus devletler, bireylerin benmerkezci aidiyet duygularını güçlü tutar. Etnisite, toplumsal cinsiyet v.b örgütlenmeler, ulus devletlere aykırıdır ancak; bu sonucu post modernlik diye okumamalıyız. Post modernlik, modernitenin sorunlarının olduğu anlamına gelir. Nitekim modern dünyanın ulus devletlerin çöktüğü sonucu çıkıyormuş gibi gözükebilir. Bu şekilde ki bakış açısı yanlış olacaktır. Çünkü modernitenin bütün parametleri işlevselliğini korumaktadır. Modern dünya da Kapitalizmin yaşadığı; müdahaleci dönemden neo liberal döneme geçiş ve neo liberal dönem kendini korumak, Kapitalizmi devam ettirmek, ilerletmek, vahşileştirmek için bunu yapıyor. Bunu post modern bir dünya olarak değil modern dünyanın gereği olarak okumak zorundayız. Kapitalizm kendi varlığı için kültürü kullanmaktadır. Türkiye de de benzer örgütlenmelerin varlığını görebiliriz. Kapitalizm tekrardan küresel boyuta geldiği için sonuçlar benzerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kapitalizm nedir?</em> <em>Kültür nedir?</em> Cevapladıktan, <em>Kapitalizm</em> ve kültür ilişkisini açıkladıktan sonra sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:</p>
<p style="text-align: justify;">Ulus devletlerdeki etnik, dinsel, toplumsal cinsiyet v.b tipi örgütlenmeler post modernizmi ortaya çıkarıyor gibi gözükse de sonuç böyle okunmamalıdır. <em>Modernizm</em> ve onun parametrelerinde sorun yoktur. <em>Post Modernizm</em> tezi, yanlıştır. Modernizm de bir problem yoktur. Sorun kapitalizmin küreselleşmesiyle, neo liberal ekonomik politikaların, kültürü kullanmasıdır. İnsanların tarihsel süreçlere vurgu yaparak örgütlenip, tüketerek, kapitalizmi var etmesi ve devam ettirmesidir. Modernite, dünyanın her yerinde hala geçerlidir. Evrenseldir.</p>
<p style="text-align: justify;">Görsel Kaynakları:<br />
<a href="http://www.flickr.com/photos/infinitespark/3834358674/" target="_blank">Flickr</a><br />
<a href="http://notes-taken.blogspot.com/2010/07/brief-history-of-neoliberalism-chapter_13.html" target="_blank"> notes-taken.blogspot.com</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(İbrahim KURŞAT, 17.09.2011)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iktisatokulu.com/turkiyede-kapitalizm-ve-kultur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vergi Adaletsizliği</title>
		<link>http://www.iktisatokulu.com/vergi-adaletsizligi</link>
		<comments>http://www.iktisatokulu.com/vergi-adaletsizligi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2011 21:26:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Kemal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Şart]]></category>
		<category><![CDATA[Dolaylı Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[Dolaysız Vergi]]></category>
		<category><![CDATA[Magna Carta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iktisatokulu.com/?p=48</guid>
		<description><![CDATA[Vergi adaletsizliğinden önce  “Devlet vergiyi neden toplar?”  sorusuna yanıt vermek istiyorum. Devlet, vergiyi demokrasinin devamı için toplar. Demokrasinin devamından kastım demokrasinin gelişmesidir. Devlet üzerine düşen görevleri icraata dönüştürebilmek için toplanan bu vergiye tabii ihtiyaç duyar. Burada şu soru akla gelmektedir : “Devlet ne kadar/ne oranda vergi toplayacak?”. İşte sorun burada başlamaktadır. Bu sorun yüzünden tarihte çok kez devlet-toplum çatışması yaşanmıştır. &#8230; <a href="http://www.iktisatokulu.com/vergi-adaletsizligi" class="more-link">Devam&#305;n&#305; Oku</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-54" title="Tax forms US" src="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2011/08/vergi_tax.jpg" alt="" width="240" height="160" /><strong>Vergi adaletsizliği</strong>nden önce  <em>“Devlet vergiyi neden toplar?”</em>  sorusuna yanıt vermek istiyorum. Devlet, vergiyi demokrasinin devamı için toplar. Demokrasinin devamından kastım demokrasinin gelişmesidir. Devlet üzerine düşen görevleri icraata dönüştürebilmek için toplanan bu vergiye tabii ihtiyaç duyar. Burada şu soru akla gelmektedir : <em>“Devlet ne kadar/ne oranda vergi toplayacak?”</em>.<br />
İşte sorun burada başlamaktadır. Bu sorun yüzünden tarihte çok kez devlet-toplum çatışması yaşanmıştır. 1215 yılında <strong>Magna Carta</strong>(<em>Büyük Şart</em>) sözleşmesi imzalandı. Bu sözleşmede demokrasi ve özellikle vergi adaleti alanında büyük değişmeler yaşandı ve kralın yurttaşlarının malları üzerindeki keyfi davranışları sona erdi.</p>
<p><span class="Apple-style-span" style="line-height: 19px;"><span id="more-48"></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"> Bu bağlamda ülkemizde yerleşik bir demokrasi anlayışı var olmadığı için yerleşik bir vergi kültürü de bulunmamaktadır. Buna dayanak aramak fuzulidir, Türkiye’de kayıtdışı ekonominin büyüklüğüne baktığımızda %32,1 olarak görülmektedir. Bu oran OECD ortalamasının oldukça üzerindedir. Keza <em><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OECD" target="_blank">OECD</a></em> ülkelerinde ortalama %18 oranındadır. Ayrıca ülkemizde kayıtdışı ekonominin GSYİH’ ya oranı %45, GSMH’ ya oranı %66’dır.</p>
<p style="text-align: justify;">İŞÇİNİN EKMEĞİ-PATRONUN EKMEĞİ?</p>
<p style="text-align: justify;">Bu bağlamda ben kendime bu soruyu sormayı uygun gördüm. Ekmeğin fiyatının 1 TL olduğunu varsayalım. Ekmek üzerinden alınan vergi oranı %10’dur. Yani fırından ekmek alan her kişi 0,10 TL aldığı ekmek için vergi öder. Burada her kişi kısmına dikkat çekmek istiyorum. Yani geliri 5,000 TL olan da, geliri 796,50 TL<sup id="cite_ref-145">[1]</sup> olan da aynı miktarı(0,10 TL) vergi olarak ödemektedir. Buradaki adaletsizlik ikisinden de aynı miktarda vergi alınmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda anlattığım adaletsizliğin – ve aynı zamanda genel olarak adaletsizliğin- önlenmesi için önerim, dolaysız vergilerin alınan vergiler içindeki payının arttırılmasıdır. Biraz geçmişe gidecek olursak, 1980’de dolaysız verginin toplam vergi gelirleri içindeki payı %63 iken bu oran 2005’te %27’ye düşmüştür. Yani benim önerimin tam tersi bir durum süregelmektedir. Bu nedenle ülkemizdeki orta sınıf diye tabir ettiğimiz kesimin yok olmasının sebebi budur. Yani şuan ki vergi kültürümüz zengini daha zengin fakiri daha fakir yapmaktadır.<br />
Kısaca</p>
<blockquote><p>“Bir ülkede, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı, dolaysız vergilerden yüksekse, bu ülkede vergi adaletinin varlığından söz edilemez.”</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">şeklinde olan yaygın görüşe ben de katılmaktayım.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><em>Tanımlar</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Dolaylı vergi</em></strong>, kişilerin devletten bir hizmet almaları veya bir malı satın almaları sonucunda meydana gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Dolaysız vergi</em></strong>, ticaret ile uğraşanların kazandıklarından veya bir iş yerinde ücretli olarak çalışan memur ve işçilerin ücret ve maaşlarından kesilen vergidir.</p>
<div>
<p style="text-align: justify;">Görsel Kaynağı : <a href="http://www.flickr.com/photos/celestecota/5558932108/" target="_blank">Flickr</a></p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div>
<p style="text-align: justify;"><sup>[1]</sup>2011 yılı, 16 yaşını doldurmuş olan kişiler için brüt <em>asgari ücret</em>tir.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iktisatokulu.com/vergi-adaletsizligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Birliği&#8217;nde Karar Alma Mekanizması</title>
		<link>http://www.iktisatokulu.com/avrupa-birliginde-karar-alma-mekanizmasi</link>
		<comments>http://www.iktisatokulu.com/avrupa-birliginde-karar-alma-mekanizmasi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Aug 2011 13:54:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Kemal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Divanı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Parlamentosu]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Toplulukları Komisyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iktisatokulu.com/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[I. ARUPA BİRLİĞİ’NDE KARAR ALMA MEKANİZMASI A. KARAR ALMA SÜRECİNDEKİ KURUMLAR 1. Avrupa Toplulukları Komisyonu(ATK) Tam adı Avrupa Toplulukları Komisyonu[1] olan Avrupa Komisyonu[2] üye ülkelerin komisyon üyelerinden oluşan ve AB politikalarını tasarlama ve koordinasyonunu yapma görevini yapmaktadır. Sayılan bu görevlerden dolayı Avrupa Komisyonu’na AB’nin yürütme organı da diyebiliriz. Bu komisyon mevzuatı hazırlayıp Avrupa Parlamentosu ve Avrua Konseyi’nin onayına sunar. Bu &#8230; <a href="http://www.iktisatokulu.com/avrupa-birliginde-karar-alma-mekanizmasi" class="more-link">Devam&#305;n&#305; Oku</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-40" title="AB(EU)" src="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2011/08/ABEU.jpg" alt="" width="240" height="220" />I. ARUPA BİRLİĞİ’NDE KARAR ALMA MEKANİZMASI</strong></p>
<p><strong>A. KARAR ALMA SÜRECİNDEKİ KURUMLAR</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1. Avrupa Toplulukları Komisyonu(ATK)</strong><br />
Tam adı <em>Avrupa Toplulukları Komisyonu</em><sup>[1]</sup> olan <em>Avrupa Komisyonu</em><sup>[2]</sup> üye ülkelerin komisyon üyelerinden oluşan ve <strong>AB</strong> politikalarını tasarlama ve koordinasyonunu yapma görevini yapmaktadır. Sayılan bu görevlerden dolayı <em>Avrupa Komisyonu</em>’na AB’nin yürütme organı da diyebiliriz.<br />
Bu komisyon mevzuatı hazırlayıp <em>Avrupa Parlamentosu</em> ve Avrua Konseyi’nin onayına sunar. Bu onaylama işleminde parlamento ve konseyin yetkileri eşittir. Bu yüzden bu sürece &#8220;<em>birlikte kararlaştırma</em>&#8221; olarak adlandırılır. Ayrıca <strong>Avrupa Parlamentosu</strong>’nun ve <strong>Avrupa Konseyi</strong>’nin hazırladığı bütçe ve programları uygulamakla yükümlüdür.<br />
<span id="more-31"></span></p>
<div><strong>Avrupa Komisyonu</strong> topluluk antlaşmalarının koruyucusu niteliğini taşımakta ve <strong>Adalet Divanı</strong>’yla birlikte Avrupa birlik hukukunun doğru uygulanması görevini üstlenmektedir. Özellikle ticaret ve işbirliği alanında <strong>Avrupa Birliği</strong>’ni uluslararası platformlarda ve uluslararası antlaşmaların müzakerelerinde temsil eder. Bu Komisyon üyelerinin her biri farklı bir politika alanından sorumlu bir genel müdürlüğe başkanlık ederler. Burada önemli olan bir nokta vardır: Bu üyeler kendi ulusal hükümetlerinin isteklerinden bağımsız hareket etmek ve <strong>Avrupa Birliği</strong> çıkarlarını gözetmek zorundadırlar<sup>[3]</sup>.</div>
<p style="text-align: justify;"><em>Komisyonun Başkanı</em><sup>[4]</sup> ve üyeleri üye ülke hükümetleri tarafından uzlaşma yoluyla atanır. Yalnız <strong>Avrupa Parlamentosu</strong> görevlerine son verebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2. </strong><strong>Avrupa Parlamentosu(AP)</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Avrupa Parlamentosu</strong>(<em>European Parliament</em>), 460 milyona yaklaşan Avrupa nüfusunun beş yılda bir doğrudan oyla seçtiği uluslarüstü bir yönetim organıdır. Ayrıca <em>Avrupa Birliği</em>&#8216;nin yasama organının bir yarısını oluşturur. AP’deki sandalyeler, üye ülkelerin nüfus oranlarına göre paylaştırılır. AP milletvekilleri <em>Avrupa Komisyonu</em> üyeleri gibi ülkeleri güdümünde değil de kendi politik görüşlerine göre gruplanırlar. Günümüzde <em>AP</em>’de 7 siyasi grubun yanı sıra herhangi bir siyasi gruba bağlı olmayan bağımsız milletvekilleri de yer almaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Parlamentodaki Siyasal Gruplar</em></strong><sup>[5]</sup></p>
<table width="641" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="413">
<p align="center"><strong>Siyasi Grup Adı</strong></p>
</td>
<td width="131">
<p align="center"><strong>Sandalye Sayısı</strong></p>
</td>
<td width="97">
<p align="center"><strong>Oy Oranı(%)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="433"><strong>Avrupa Halk Partisi</strong></td>
<td valign="bottom" width="111">
<p align="center">265</p>
</td>
<td valign="bottom" width="97">
<p align="center">36</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="433"><strong>Avrupa Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı</strong></td>
<td valign="bottom" width="111">
<p align="center">184</p>
</td>
<td valign="bottom" width="97">
<p align="center">25</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="433"><strong>Avrupa için Liberal ve Demokrat İttifakı</strong></td>
<td valign="bottom" width="111">
<p align="center">84</p>
</td>
<td valign="bottom" width="97">
<p align="center">11,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="433"><strong>Avrupa Serbest İttifakı/ Yeşiller Grubu</strong></td>
<td valign="bottom" width="111">
<p align="center">55</p>
</td>
<td valign="bottom" width="97">
<p align="center">7,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="433"><strong>Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular Grubu</strong></td>
<td valign="bottom" width="111">
<p align="center">54</p>
</td>
<td valign="bottom" width="97">
<p align="center">7,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="433"><strong>Avrupa Birleşik Solu/İskandinav Yeşil Solu Konfederasyon Grubu</strong></td>
<td valign="bottom" width="111">
<p align="center">35</p>
</td>
<td valign="bottom" width="97">
<p align="center">4,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="433"><strong>Avrupa Özgürlük ve Demokrasi Grubu</strong></td>
<td valign="bottom" width="111">
<p align="center">32</p>
</td>
<td valign="bottom" width="97">
<p align="center">4,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="433"><strong>Bağımsızlar</strong></td>
<td valign="bottom" width="111">
<p align="center">27</p>
</td>
<td valign="bottom" width="97">
<p align="center">4,2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="433">
<p align="right"><strong>TOPLAM</strong></p>
</td>
<td width="111">
<p align="center"><strong>736</strong></p>
</td>
<td width="97">
<p align="center"><strong>100</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify;"><em>Parlamento</em>, <em>Komisyon</em>&#8216;un programını oylar ve özellikle Komisyon ve Konsey&#8217;e sözlü ve yazılı sorular yönelterek Avrupa politikalarının gündelik işleyişini izler. 1994&#8242;te 3.900&#8242;den fazla yazılı soru önergesi verilmiştir. <em>Parlamento</em> araştırma komisyonları kurabilir ve Birlik vatandaşlarının dilekçelerini inceler. <em>Birlik Antlaşması</em>&#8216;na göre <em>Parlamento</em>, Birlik kurumlarının faaliyetlerini gerçekleştirmesi sırasında ortaya çıkan görevi kötüye kullanma olaylarıyla ilgili  olarak  vatandaşların şikayetleriyle ilgilenmekle görevli bir <em>ombudsman</em><sup>[6]</sup> atama yetkisine sahiptir<sup>[7]</sup>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3. Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>AB Bakanlar Konseyi</strong>, AB’ye üye ülkelerden birer bakanın katılmasıyla oluşturulur ve AB’nin yasama, yönetme ve dış politika belirleme işlerini yapar. Ayrıca komisyon tasarılarını yasalaştırır. Bu konseyin başkanlık görevini üye ülkeler 6 aylık dönemlerde üstlenirler. <em>AB Bakanlar Konseyi</em>&#8216;ni <strong>Avrupa Birliği Konseyi</strong> ile karıştırmamak gerekir. <em>AB Bakanlar Konseyi</em>, <em>AB</em>&#8216;nin ana karar verme kuruluşudur ve üye ülkeler arasında ekonomik ve siyasi kararların yerine getirilmesi için koordinasyon rolü oynar<sup>[8]</sup>.</p>
<p style="text-align: justify;">Toplam dokuz farklı <em>Konsey</em> yapılanması vardır:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi</li>
<li>Ekonomik ve Mali İşler Konseyi</li>
<li>Adalet ve İçişleri Konseyi</li>
<li>İstihdam, Sosyal Politika, Sağlık ve Tüketici Hakları Konseyi</li>
<li>Rekabet Konseyi</li>
<li>Ulaştırma, Telekomünikasyon ve Enerji Konseyi</li>
<li>Tarım ve Balıkçılık Konseyi</li>
<li>Çevre Konseyi</li>
<li>Eğitim, Gençlik ve Kültür Konseyi</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><em>Konsey</em>’de kararların çoğu, her üye ülkenin nüfusu oranında oy ağırlığına sahip olduğu nitelikli çoğunluk ile alınır. Ancak vergilendirme, dışişleri ve savunma politikası gibi hassas alanlarda oybirliği ile karar alınması gerekmektedir<sup>[9]</sup>. <strong>Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi</strong>’nin aldığı kararlar(tüzükler, yönetmelikler, tavsiyeler) resmi gazetede yayınlanır ve konseye dahil bütün ülkeler için bağlayıcıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4. Avrupa Konseyi</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hükümetler arası bir kuruluş olan <em>Avrupa Konseyi</em><sup>[10]</sup>, 1949 yılında kurulmuş, başlıca hedefi, Avrupa’da ortak bir demokratik ortamın ve yasal düzenin oluşturulmasıdır. 10 kurucu üye ve 37 üyeden oluşan Avrupa Konseyi’nin üyelerinden birisi de Türkiye’dir. Bu konsey hedeflerini <em>AİHS</em> ve buna benzer insan hakları metinleriyle<sup>[11]</sup> gerçekleştirmeyi amaçlar. Bu konseyin hedefleri arasında;</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>İnsan haklarını, çoğulcu demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü korumak;</li>
<li>Avrupa’nın kültürel kimliği ve çeşitliliğini geliştirmeyi desteklemek ve bilinçlenmeyi artırmak;</li>
<li>Avrupa toplumunun karşılaştığı sorunlara ortak çözümler bulmak;</li>
<li>Siyasi, anayasal ve yasamaya ilişkin reformları destekleyerek Avrupa’da demokratik istikrarı güçlendirmek</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">sayılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Avrupa Konseyi</em>, üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla <em>Avrupa Komisyonu Başkanı</em>nı bir araya getiren toplantılar düzenler. Bu toplantılara kısaca <em>Avrupa Zirvesi</em><sup>[12]</sup> de denilmektedir. Bu Zirve’yi <em>Avrupa Konseyi Başkanı</em> yönetir. Avrupa Konseyi , yasama ve yürütme gibi güçlere sahip değildir ancak <em>Avrupa Birliği</em>&#8216;nin önemli konularını ele alır. Ele aldığı konular arasında; eğitim, kültür, spor, gençlik, yerel demokrasiler, sınır ötesi işbirliği, çevre ve bölgesel planlama bulunmaktadır.</p>
<p><strong>5. Avrupa Toplulukları Adalet Divanı(ATAD)<img class="size-full wp-image-41 alignright" title="AE (EU)" src="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2011/08/AE-EU2.jpg" alt="" width="220" height="191" /></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Avrupa Birliği Adalet Divanı</strong><sup>[13]</sup>, 1952 yılında <em>Lüksemburg</em> şehrinde kurulmuştur. AB mevzuatının tüm üye devletlerde aynı şekilde yorumlanması ve uygulanmasını sağlamakla görevlidir. 15 yargıç ve onların yardımcısı niteliğinde dokuz kanun sözcüsünden oluşur. Adalet Divanı üye devletler, AB kurumları, işletmeler ve kişiler arasındaki anlaşmazlıkların çözümlenmesi yetkisine sahiptir. Yetkisi, sadece ilgili Topluluk tasarrufunun yorumlanması veya geçerliliği konusunda karar verilmesi ile sınırlıdır; ulusal anlaşmazlıklarla ilgili karar verme yetkisi yoktur. Kararları bağlayıcıdır<sup>[14]</sup>. Ayrıca <em>Adalet Divanı</em>’na yardımcı olması amacıyla 1989 yılında <em>İlk Derece Mahkemesi</em><sup>[15]</sup> kurulmuştur. <em>Nice Antlaşmasına</em> kadar ilk derece mahkemesinin önkarar alma yetkisi bulunmamaktaydı. Bu yetki münhasıran ATAD’a aitti.</p>
<p style="text-align: justify;">Açılan davalar ikiye ayrılır<sup>[16]</sup>:</p>
<ol style="text-align: justify;" start="1">
<li>Üye devletler veya kurumları tarafından açılan davalar: <em>Adalet Divanı</em> üye ülkelerin antlaşmalar kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini inceler veya kurumlar tarafından düzenlenen belgelerin Antlaşmalara uygunluğunu denetler.</li>
</ol>
<ol style="text-align: justify;" start="2">
<li>AB ulusal mahkemeleri tarafından açılan davalar: <em>Adalet Divanı</em> bu davalarda, ulusal bir mahkeme tarafından istenildiğinde, Antlaşmaların doğru yorumu veya kurumlar tarafından düzenlenen belgelere ilişkin yorumun geçerliliği konusunda görüş bildirir. <em>Adalet Divanı</em>, birlik hukukunun Avrupa’da tek bir biçimde yorumlanmasını ve uygulanmasını sağlar.</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong>6. Sayıştay</strong></p>
<p style="text-align: justify;">1975 tarihinde <em>Brüksel Antlaşması</em> ile kurulan bu mahkeme AB’nin mali kaynaklarının gereğince yönetildiğini kontrol etmektir. Birliğin fonlarını idareyle yükümlü kişi ya da kurumları denetleme, tutulan kayıtları inceleme yetkisine sahiptir. Ayrıca <strong>Sayıştay</strong>, Birlik vatandaşlarının toplanan fonlardan uygun bir şekilde faydalanmasını amaçlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Sayıştay&#8217;ın ana rolü Avrupa Birliği bütçesinin doğru uygulandığını kontrol etmektir. Başka bir deyişle, AB&#8217;nin gelir ve giderlerinin yasal bir şekilde elde edildiği, harcandığı ve kaydedildiğinden emin olmak ve sağlam bir mali yönetim sağlamaktır. Böylece <strong>Sayıştay</strong>&#8216;ın çalışmaları, AB sisteminin verimli, etkili ve şeffaf işlemesine yardım eder<sup>[17]</sup>.</p>
<p style="text-align: justify;">Her yıl bir önceki mali yıl için rapor hazırlar. Bu rapor <strong>Avrupa Parlamentosu</strong>’na ve <strong>Konsey</strong>’e verilir. Bu rapor, <em>Avrupa Parlamentosu</em>’nun Komisyon’un bütçeyi idaresini onaylayıp onaylamamasında önemli bir rol oynar.</p>
<p style="text-align: justify;">Sayıştay, her <em>AB</em> üyesinden bir üyeye sahiptir. Bu üyeler <em>Konsey</em> tarafından atanır ve görev süreleri 6 yıldır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7. Diğer Kurumlar ve Organlar</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>a) Ekonomik ve Sosyal Komite</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>1957 Roma Antlaşması</em>’nda öngörülen <em>AESK</em>, sendikaları, işverenleri, çiftçileri, tüketicileri ve diğer çıkar gruplarını temsil eder<sup>[18]</sup>. Genişlemeden önce üye sayısı 222 olan Komite, genişlemeden sonra üye sayısını 317’ye çıkarmıştır. Üyeler hükümetlerce 4 yıllık görev süresi için atanırlar. Hükümetlerin ataması hükümetlere bağlı olduğu anlamına gelmez. Aksine hükümetlerinden bağımsız olarak hareket ederler.</p>
<p style="text-align: justify;">Birliğin ekonomik ve sosyal boyutlar taşıyan her kararı öncesinde görüşüne başvurulduğu için karar mekanizmasında önemli bir yere sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>b) Bölgeler Komitesi</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bölgeler Komitesi</em><sup>[19]</sup>, 1994 <em>Maastricht Antlaşması</em> uyarınca kurulan bir komitedir. Üye devletlerin önerisi üzerine Konsey 222 asıl, 222 yedek üyeyi dört yıllığına tayin etmektedir. Üyelerin görev süreleri bittiğinde tekrar uzatılabilir. Komite üyeleri Avrupa Birliği bireyleri adına iki önemli sorumluluğu yerine getirmektedirler. Bunlardan biri <em>Topluluk Politikası</em>nın içerisinde kendi menfaatlerini en üst seviyede korumak, diğeri de ait oldukları bölgelerin yerel kurumlarını AB faaliyetlerinden anında haberdar edebilmektir<sup>[20]</sup>.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>c) Avrupa Merkez Bankası(AMB)</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">1998 yılında Frankfurt’ta kurulan <em>AMB</em>, Avrupa’nın tek para birimi olan Euro<sup>[21]</sup>’nun idaresinden ve AB’nin ekonomi ve para politikasının oluşturulması ve uygulanmasından sorumludur. Bundan dolayıdır ki; Avrupa Merkez Bankası üye ülkelerin merkez bankaları ile ortaklaşa çalışır. <em>AMB</em>, karar alıcı değil de karar alma organlarının kararlarını uygulayıcı bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>ABM</em>’nin diğer bir amacı ise <em>eurozone</em><sup>[22]</sup>’de fiyatların istikrarını sağlayarak Euro’nun alış gücünü korumaktır. Bu amaçla <em>AMB</em> eurozone dahilinde, para arzını kontrol ederek, tüketim mallarındaki yıllık enflasyonun 2%&#8217;nin altında kalmasını sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><em><strong>d) Avrupa Yatırım Bankası(AYB)</strong></em></p>
<p style="text-align: justify;">AYB, 1958 <em>Roma Antlaşması</em> ile kurulmuş ve Birliğin dengeli büyümesine katkıda bulunacak yatırım projeleri için kredi finanse etmekle görevlidir. Bu kuruluş özerk ve kesinlikle kar amacı gütmeyen bir kuruluştur. Sermayesi üye ülkelerin katkıları ile oluşturan AYB, üye ülkeler tarafından sağlanan bu destekle kredi notunu en yüksek seviyeye çıkartmış, dünyanın önde gelen kredi kuruluşlarından birisi haline dönüştürmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Finans sağladığı projelere;</p>
<blockquote>
<ol>
<li>Trans-Avrupa ulaşım ve telekomünikasyon ağlarının geliştirilmesi</li>
<li>Çevrenin korunması</li>
<li>Enerji kaynaklarının devamlılığının sağlanması</li>
<li>Endüstri ve küçük işletmelerin uluslararası düzeyde rekabet gücünün artırılması örnek verilebilir.</li>
<li>Ombudsman</li>
</ol>
</blockquote>
<p style="text-align: justify;"><em>Ombudsman</em><sup>[23]</sup> pozisyonu, 1992 yılında <em>Maastricht Anlaşması</em> ile oluşturuluş bir AB kurumudur. AP tarafından beş yıllık görev için atanan <em>Ombudsman</em>’nın başlıca görevleri arasında, vatandaşların kurumlarla ilgili şikayetlerini incelemek, şikayete neden olan konunun araştırılmasını sağlamak ve şikayet edilen kurum hakkında AP’ye rapor hazırlamak sayılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>B. KARAR ALMA MEKANİZMASI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Karar alma sürecinde Avrupa Komisyonu yeni mevzuat önerisinde bulunur, fakat yasaları geçiren <em>Konsey</em> ve <em>Parlamento</em>’dur. Tabi ki bu süreçte başka kurum ve kuruluşların da çeşitli rolleri vardır. AB karar alma sürecine ilişkin kurallar ve prosedürler antlaşmalarda belirtilmiş ve her Avrupa yasası “<em>yasal dayanak</em>” olarak adlandırılan belirli bir antlaşma maddesine dayanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yeni bir <em>AB</em> yasasını oluşturmak için 4 ayrı prosedür vardır:</p>
<blockquote><p>a) Ortak Karar Prosedürü<br />
b) Danışma Prosedürü<br />
c) İşbirliği Prosedürü<br />
d) Onay Prosedürü</p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">Bu prosedürler arasındaki temel fark <em>AP</em>’nin prosedüre ne oranda dahil olduğudur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>a) Ortak Karar Prosedürü(Co-decision Procedure)</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu usulde, <em>Komisyon</em>, <em>Bakanlar Konseyi</em> ve AP’ye bir mevzuat önerisi sunar. AP ve Bakanlar Konseyi bu prosedürde yetkiyi eşit oranda paylaşmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Komisyon</em> yasa teklifini iki kuruma da gönderir. Bu iki kurum da teklifi sırasıyla iki kez okur ve tartışırlar. Eğer üzerinde mutabakata varılamazsa teklif, Konsey ve Parlamento’dan eşit sayıda temsilciden oluşan “uzlaştırma komitesi”ne gider. Bu komitenin toplantılarına Komisyon temsilcileri de katılır ve tartışmalara katkıda bulunurlar. Komite teklif üzerinde anlaştığında, metin yasa olarak kabul edilmek üzere üçüncü bir okuma için Konsey’e ve Parlamento’ya gönderilir<sup>[24]</sup>.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>b) Danışma Prosedürü(Consulation Procedure)</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu usulde, Komisyon Konseye bir mevzuat önerisi sunar. Konsey, AP’yi ve duruma göre, Ekonomik ve Sosyal Komite ve/veya Bölgeler Komitesine danıştıktan sonra kararını verir. Bu usulde, danışılan kurumların görüşleri Konsey için bağlayıcı değildir<sup>[25]</sup>.</p>
<p style="text-align: justify;">AP, Komisyon önerisini:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>kabul edebilir,</li>
<li>reddedebilir veya</li>
<li>öneride değişiklik yapılmasını talep edebilir.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Ancak yukarıda da belirttiğimiz üzere, Komisyon ve Konsey AP’nin değişiklik taleplerini kabul etmek durumda değildir. Bu durumda AP, bu prosedürde fikir belirtici konumundadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>c) İşbirliği Prosedürü(Cooperation Procedure)</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sadece ekonomik ve parasal politika alanında uygulanan bu usulde, <em>Konsey</em>, <em>Komisyon</em>’un mevzuat önerisi üzerine, AP’nin de görüşünü aldıktan sonra nitelikli çoğunlukla ortak bir tutum benimser<sup>[26]</sup>. Bu prosedür kapsamında:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><em>Bakanlar Konseyi</em>, AP’nin görüşünü aldıktan sonra <em>Komisyon</em> önerisine ilişkin bir ortak pozisyon belgesini nitelikli oy çoğunluğuyla(<em>qualified majority</em>) kabul eder.</li>
<li>AP ise;
<ul>
<li><em>Konsey</em>’in ortak pozisyon belgesini kabul ederse: <em>Konsey</em>, ortak pozisyon belgesini nihai olarak onaylar.</li>
<li>Ortak pozisyon belgesini reddederse: <em>Konsey</em>, ortak pozisyon belgesini ancak oy birliği ile kabul edebilir.</li>
<li>Değişiklik önerisinde bulunursa: <em>Komisyon</em>, önerisini <em>AP</em> değişiklik önerileri doğrultusunda tekrar gözden geçirir. <em>Konsey</em>, gözden geçirilmiş öneriyi nitelikli oy çokluğu ile kabul eder veya oybirliği ile değiştirerek kabul eder<sup>[27]</sup>.</li>
</ul>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>d) Onay Prosedürü(Assent Procedure)</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em></em></strong>Bu prosedürün diğerlerinden ayrılan yanı, <em>Bakanlar Konseyi</em>, karar almazdan önce <em>AP</em>’nin onayını almak zorundadır. Bu usul ilk kez <em>Tek Senetle Topluluk Hukuku</em>na girmiştir. Bu prosedür, bir tek farkla danışma prosedürü ile aynıdır: <em>AP</em> tasarı değiştirmek üzere öneride bulunamaz; sadece (kullanılan oyların mutlak çoğunluk ile) kabul veya reddedebilir. <em>AP</em>’nin reddedmesi durumunda karar alınamaz.<br />
Görsel Kaynağı : <a href="http://www.flickr.com/photos/vsaid/" target="_blank">Flickr</a></p>
<hr align="left" size="1" />
<p style="text-align: justify;"><span><br />
<sup>[1]</sup> İngilizce: Commission of the European Communities.<br />
<sup>[2]</sup> İngilizce: European Commission.<br />
<sup>[3]</sup> Bkz. kastamonuproje.gov.tr/ab-hakkinda.asp?ContentId=16 (E.T: 25.07.2011).<br />
<sup>[4]</sup> Jose Manuel Barroso (2004’ten beri).<br />
<sup>[5]</sup> Akçadağ E., “Avrupa Parlamentosu ve Parlamentodaki Siyasal Gruplar”, siyasaliletisim.org, (30.07.2011).<br />
<sup>[6]</sup> İsveççe&#8217;de “aracı” anlamına gelen ‘ombuds’ ve “kişi” anlamına gelen ‘man’ kelimelerinden oluşmuştur.<br />
<sup>[7]</sup> Bkz. kastamonuproje.gov.tr/ab-hakkinda.asp?ContentId=16 (E.T:25.07.2011).<br />
<sup>[8]</sup> Bkz. tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa_Birliği_Bakanlar_Konseyi (E.T: 27.07.2011).<br />
<sup>[9]</sup> Bkz. ikv.org.tr/icerik.asp?konu=kurumlar (E.T: 28.07.2011).<br />
<sup>[10]</sup> İngilizce: Council of Europe; Fransızca: Conseil de l&#8217;Europe.<br />
<sup>[11]</sup> Benzer metinler: Avrupa Sosyal Şartı, Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Sözleşmesi, Ulusal Azınlıkların Korunması için Çerçeve Sözleşme.<br />
<sup>[12]</sup> İngilizce: European Council.<br />
<sup>[13]</sup> İngilizce: European Court of Justice.<br />
<sup>[14]</sup> Bkz. ikv.org.tr/icerik.asp?konu=kurumlar (E.T: 31.07.11).<br />
<sup>[15]</sup> Bu mahkeme özellikle personel davaları gibi gerçek kişilerin davaları ile şirketler arasındaki haksız rekabetle ilgili davaları karara bağlamaktadır.<br />
<sup>[16]</sup> Bkz. abbulteni.org/ab-kurumlari/71-avrupa-birligi-adalet-divani.html (E.T: 31.07.11).<br />
<sup>[17]</sup> Bkz. tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa_Hesap_Mahkemesi (E.T: 31.07.11).<br />
<sup>[18]</sup> Bkz. turkiyeavrupavakfi.org/index.php/avrupa-birligi/ab-kurumlari.html (E.T: 31.07.11).<br />
<sup>[19]</sup> İngilizce: Committee of the Regions.<br />
<sup>[20]</sup> Bkz. mess.org.tr/ab/htm/kurum.asp (E.T: 31.07.11).<br />
<sup>[21]</sup> Simgesi: € , Okunuş olarak; Almanca: Oyro, Fransızca: Öro, İngilizce: Yuro, Türkçe: Avro’dur.<br />
<sup>[22]</sup> Bkz. Euro Bölgesi, http://en.wikipedia.org/wiki/Eurozone (E.T: 31.07.11).<br />
<sup>[23]</sup> İsveççe&#8217;de “aracı” anlamına gelen ‘ombuds’ ve “kişi” anlamına gelen ‘man’ kelimelerinden oluşmuştur.<br />
<sup>[24]</sup> Güngör K., “AB’de Karar Alma Süreçleri”, www2.aku.edu.tr/~kgungor/AB.htm, (31.07.2011).<br />
<sup>[25]</sup> ÖZDEMİR, S. , DPT, ekutup.dpt.gov.tr/ab/hukuk/ozdemirs/ikincilm.pdf, Ankara, 2001.<br />
<sup>[26]</sup> ÖZDEMİR, S., DPT, ekutup.dpt.gov.tr/ab/hukuk/ozdemirs/ikincilm.pdf, Ankara, 2001.<br />
<sup>[27]</sup> Bkz. ikv.org.tr/icerik.asp?konu=kurumlar (E.T: 31.07.11).<a href="http://www2.aku.edu.tr/~kgungor/AB.htm"><br />
</a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iktisatokulu.com/avrupa-birliginde-karar-alma-mekanizmasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2008 Ekonomik Krizi ve Türkiye</title>
		<link>http://www.iktisatokulu.com/2008-ekonomik-krizi-ve-turkiye</link>
		<comments>http://www.iktisatokulu.com/2008-ekonomik-krizi-ve-turkiye#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Aug 2011 22:48:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Misafir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[Mortgage]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iktisatokulu.com/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[2008 ekonomik krizi ve krizin Türkiye’ye etkisini görebilmemiz için; Kriz nedir? 2008 ekonomik krizi nasıl ortaya çıkmıştır? Sorularını kısaca cevapladıktan sonra, krizin Türkiye’yi nasıl etkilediğini açıklamalıyız. Kriz Nedir? Ekonomik kriz mal ve hizmet üretiminde dönemsel olarak tekrarlanan ani düşüşler veya duruşlar, kitlesel işsizliğe, ücretlerin düşmesine, insanların yaşam düzeylerinde ani düşüşlere neden olan talep azalması olarak tanımlanabilir. 2008 Ekonomik Krizi Nedir? &#8230; <a href="http://www.iktisatokulu.com/2008-ekonomik-krizi-ve-turkiye" class="more-link">Devam&#305;n&#305; Oku</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-20" title="Ekonomik Kriz" src="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2011/08/Ekonomik-Kriz-300x184.jpg" alt="" width="300" height="184" /><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/2008_Ekonomik_Krizi" target="_blank">2008 ekonomik krizi</a> ve krizin <em>Türkiye</em>’ye etkisini görebilmemiz için; Kriz nedir? 2008 ekonomik krizi nasıl ortaya çıkmıştır? Sorularını kısaca cevapladıktan sonra, krizin <em>Türkiye</em>’yi nasıl etkilediğini açıklamalıyız.<br />
<span class="Apple-style-span" style="color: #000000; font-size: 20px; font-weight: bold; line-height: 29px;"><em>Kriz Nedir?</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ekonomik_k%C3%BCresel_kriz" target="_blank">Ekonomik kriz</a></em> mal ve hizmet üretiminde dönemsel olarak tekrarlanan ani düşüşler veya duruşlar, kitlesel işsizliğe, ücretlerin düşmesine, insanların yaşam düzeylerinde ani düşüşlere neden olan talep azalması olarak tanımlanabilir.</p>
<p><span class="Apple-style-span" style="color: #000000; font-size: 20px; font-weight: bold; line-height: 29px;"><em>2008 Ekonomik Krizi Nedir? Nasıl Ortaya Çıkmıştır?</em></span></p>
<p style="text-align: justify;"><em>2008 ekonomik krizi</em> ABD’de ortaya çıkmıştır. Krizin sebebi <em><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mortgage" target="_blank">mortgage</a></em>(ev kredisi) dır. “ ABD mortgage piyasası, 10 trilyon dolarlık büyüklüğüyle dünyanın en büyük piyasası konumunda bulunuyor.</p>
<p><span id="more-18"></span></p>
<p style="text-align: justify;"> ABD’de, para hacminin yüksek olması nedeniyle, bazı finansal kuruluşlar 5 yıl önce, kredibilitesi zayıf olan kişilere de mortgage kredisi vererek, geri dönüşü riskli bir mali yapıya girdiler. Sadece dar gelirlilerin kullandığı ve yüksek kredilerin boyutu 1,5 trilyon doları buluyor. “ (arşiv- ntvmsnbc). Krizin asıl sebebi budur. Verilen kredilerin geri alınamamasıdır. Piyasalar da ki yarattığı durgunluğun kredileri veren bankaların iflas etmesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kriz ve 2008 ekonomik krizlerini tanımladıktan sonra, Türkiye’ye bakabiliriz.<br />
Dünyada var olan <em>küresel ekonomi</em>, hangi ülkede sorun olursa olsun tüm dünyayı etkilemektedir. Türkiye’nin ekonomik krizden etkilenip etkilenmemesinden daha önce <em>Soğuk Savaş</em> döneminden sonraki Türkiye’yi <em>neoliberal ekonomi</em>k yapısını göz önünde bulundurarak; sosyal, siyasal, ekonomik anlamda incelemeliyiz. ”<em><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Neoliberalizm" target="_blank">Neoliberalizm</a></em>, ‘düşük yoğunluklu demokrasi’ diye nitelendirebileceğimiz, tehlikeli bir gidişi beslemektedir. Tehlikeli bir gidiştir bu, çünkü ister beyaz, ister yeşil, mavi ya da kırmızıya oy vermiş olun, kaderiniz seçtiğiniz hükümete bağlı olmayacak; piyasanın dalaverelerine, oligopollerinin gizli stratejilerine –halktan kopma- anlamında ‘bağımsız’ ama <em>para piyasaları</em>na ‘bağımlı’ – merkez bankasının kararlarına bağlı olacaktır… “(B. Avar).</p>
<p style="text-align: justify;">Seçim hakkının yoksunluğunu belirttikten sonra Türkiye’nin seçme durumuna da değinelim. “ 1946’dan beri seçmen ülkesinin geleceğine ilişkin ‘alternatif’ gelişme olanağı sunabilen, toplumsal/sınıfsal partilere oy veremiyor. Çünkü o partiler ya yok ya sulandırılmış’ ya ‘evcilleştirilmiş’; o partilerin yerine ‘geleceği’ aralarında asla tartışmayan, asla yeni bir kalkınma tasarımı, ya da dış projeksiyonu sunmayan; sadece yaparsa ‘malı kendisinin götürebileceğini’ hesaplayan, çıkar gruplarına veriyor. Üstelik bunu demokrasi sanıyor.” (A. İlhan).</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’nin seçme sürecini de belirttikten sonra var olan siyasi durumu, sermayenin ortaya çıkardığı örgütlenmelere bakalım. “İslami- muhafazakâr sermaye fraksiyonlarının siyesi temsilcisi AKP-Fethullah Gülen koalisyon, bu kesimin dayandığı sermaye fraksiyonu, resmi olarak <em>TOBB</em> bünyesindeki çoğu odada; “sivil” olarak da <em>MÜSİAD</em> ve <em>TUSKON</em>’ da örgütlü, bir kısmı <em>KOBİ</em>, bir kısmı da irikıyım sermayedarlardır. Bunlara “Anadolu kaplanı” denmesi eksiktir. İstanbul’daki sanayi, ticaret ve hizmet varlıkları ağırlık taşır. Yine TOBB çatısı adlındaki laik sermayedarlar, “sivil” örgütlenmede de <em>TÜSİAD</em> ve eteğinde topladığı orta büyüklükteki laik <em>TÜRKONFED</em> üyesi sermayedarlar vardır. Laik Türkiye burjuvazisinin başat olduğu blok içinde, diğer müttefikler, laik –sivil- asker üst bürokrasidir.</p>
<p style="text-align: justify;">2002-2007 döneminin likidite bolluğu yaşayan dünya konjonktürü, AKP’li muhafazakârların neo liberal yönelimlerini cesaretlendirdi. Küresel ana firmalarla doğrudan ilişki kuran <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0hracat" target="_blank">ihracat</a>çı (tedarikçi) <em><a href="http://www.kobitek.com/makale.php?id=70" target="_blank">KOBİ</a></em>’ler, AKP iktidarının da destekleriyle hızla palazlandı. Aynı dönemin sağladığı hormonal büyümenin saadeti, <em><a href="http://www.tusiad.org/" target="_blank">TÜSİAD</a></em> çatısı altında örgütlü laik burjuva kesiminde de, AKP ile yaşanabileceği fikrini güçlendirdi. AKP, IMF ile sürdürdüğü program da parmak ısırtan, emek karşıtı, sıkı özelleştirmeci, anti kamucu bir neo liberal performansla TÜSİAD’çıları da şaşırtmıştı. AKP iktidarı, birçok TÜSİAD üyesini de havuç-sopa yöntemleriyle biate zorladı ve önemli ölçüler de başardı. Sermaye birikimi sürecinde, “cemaat kapitalizmi” yapılanmasını tahkim eden ve kriz koşularında koruyan yaklaşımlar ise iyice belirginlik kazandı.<br />
<em>Bütçe açığı</em> büyük, borç stoku yükseldi ve yükselmeye devam ediyor. Büyüme için gerekli iç ve dış talepte fazla bir umut yok. (…)</p>
<p style="text-align: justify;">AKP’nin paylaştıracağı kamu kaynakları, ‘cemaat’ içi bölüşüm kavgaları artıyor. Yine de ya beklentilere cevap verecek ya da altında kalacak. Başarmak için de tüm karşıtlarına, sermayedar olsun, emek olsun, ağır bedeller ödetmek isteyecek.” ( Cumhuriyet; M. Sönmez, 19 – 20 Mart, 2010)</p>
<p style="text-align: justify;">2000’li yıllarda Türkiye’nin ekonomik ve siyasi durumunu belirttikten sonra, 2008 ekonomik krizini nasıl yaşadığını, nasıl etkilendiğini nicel verilerle ortaya koyacağım. Nicel verileri ortaya koymadan önce ise Türkiye’deki ‘Kendi varlığından bilinçsiz’ işçi sınıfının varlığını kesinlikle belirtmeliyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşağı da Avrupa da ki işçi sınıfı ve emekçiler için belirlenmiş, ‘<strong>asgari ücret</strong>’ miktarları ve yaşamın için gerekli gıdaların fiyatları bulunmaktadır. Fiyatlar, marketlerin etiket fiyatlarından alınmıştır.<br />
1kg paket un=0,20€ 1kg tosya pirinç=0,80€ 1kg kuru fasulye=1,1€<br />
1kg kesme şeker=0,95€ 1kg toz şeker=0,69€ 1kg makarna=49€<br />
1kg nohut=1,00€ 1kg ceylon çay=3,99€ 1kg beyaz peynir=5 €<br />
1kg kaşar peyniri=5,99€ 1 litre paket süt=0,59 1litre benzin=1,25€<br />
70 lik yeni raki=9,59 1 şişe bira 0,5 litre=0,30€ 5 litre fransiz kolon şarap=3,50€<br />
1kg sigir eti=4,50€ 1kg dana eti=6,00€ 1kg kiyma=2,99€<br />
1kg kuzu eti=6,99£ 1kg tavuk budu=1,3€ 1kg sucuk normal=3,99£<br />
1kg sucuk kalite=6,00£.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu fiyatlar Almanya Mağaza etiket fiyatlarıdır. Hollanda ve İspanya, Almanya’dan %30 a kadar daha ucuz, Fransa ve İngiltere yine %30 a kadar daha pahalıdır. Kampanyalar da ve toptan alımlarda fiyatlar daha aşağı çekilebiliyor.<br />
Türkiye’de asgari ücret, 518 TL= 265 £<br />
Avrupa da asgari ücret ortalaması: 1200 £</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye’nin kriz dönemi ekonomik tablosunu ortaya koyduktan sonra sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:<br />
Türkiye’de sınıfsal olarak; İşçi sınıfı, varlığının bilincinden yoksundur. Liberalizminden ve kriz dönemlerinden kazançlı çıkan varsa onlar da milyarderler, sermaye gruplarıdır. Neo liberal ekonomik politikalar Türk halkı için ekonomik anlamda uçurumları artırmaktadır. Sosyal devlet itibarını kaybetmiştir. Sosyal devletten bahsetmek güç olmuştur. Türkiye, krizi acı olarak yaşamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">2008 ekonomik krizi, küresel kapitalizmi geri dönülmeyecek zorluklara soktu. Fakat ekonomiye ‘<em>devlet merkezli müdahale</em>’ olması; krizin aşılmasını sağladı. Krizin aşılmasıyla sistem devam etmektedir.<br />
Türkiye’de ve dünyada devam edecek olan; Neo Liberal sistem, yeni yeni krizleri yaşayacaktır. Sitemin devamlılığı yeni sermayeler oluşturacak; milyarder üretecektir. Liberal sistem, adaletsizliği keskinleştirecek, eşitsizliği derinleştirecek, halkları yoksullaştıracaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Görsel Kaynağı : <a href="http://www.flickr.com/photos/anirudhkoul/3326801089/" target="_blank">Flickr</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(İbrahim KURŞAT, 29.08.2012)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iktisatokulu.com/2008-ekonomik-krizi-ve-turkiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Antikite nedir?</title>
		<link>http://www.iktisatokulu.com/antikite-nedir</link>
		<comments>http://www.iktisatokulu.com/antikite-nedir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Aug 2011 17:33:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Kemal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iktisatokulu.com/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[Antikite , (fransızca antiqutié) tarihte ilk çağ veya antik devir anlamına gelmektedir. Bir nevi eski veya eskilik de denebilir. Diğer bir ifadeyle antikite , eski yunan ve roma sanatına verilen genel ad. Eski Yunan deyince felsefe , mitoloji ve siyaset alanlarında bir çok önemli yapıt bırakan filozoflar olmuştur ama Yunan uygarlığından kalan iktisat alanına dair düşünceler sınırlıdır. Sadece Platon’un üretim-paylaşım &#8230; <a href="http://www.iktisatokulu.com/antikite-nedir" class="more-link">Devam&#305;n&#305; Oku</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-24" title="Antikite" src="http://www.iktisatokulu.com/wp-content/uploads/2011/08/Antikite.jpg" alt="" width="300" height="300" /><strong>Antikite</strong> , (fransızca <em><a href="http://tr.wiktionary.org/wiki/antikite" target="_blank">antiqutié</a></em>) tarihte ilk çağ veya antik devir anlamına gelmektedir. Bir nevi eski veya eskilik de denebilir.<br />
Diğer bir ifadeyle antikite , eski yunan ve roma sanatına verilen genel ad. <strong>Eski Yunan</strong> deyince felsefe , mitoloji ve siyaset alanlarında bir çok önemli yapıt bırakan filozoflar olmuştur ama Yunan uygarlığından kalan iktisat alanına dair düşünceler sınırlıdır. Sadece Platon’un üretim-paylaşım konusundaki düşüncelerine Devlet adlı eserinden ulaşabiliyoruz. <strong>Platon</strong> <strong>Devlet</strong>&#8216;te:</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Devlet bence, insanların ihtiyacından doğar. Birçok ihtiyacımız olduğu için de, bu ihtiyaçları giderecek pek çok insan gereklidir. Birisi bir ihtiyaç için, diğeri bir başka ihtiyaç için kendine yardımcı bulur. Bütün bu ortaklar ve yardımcı kişiler bir araya toplandığında &#8216;<em>Devlet</em>&#8216; denilecek olan topluluk doğar ve herkes birbiriyle değişim yapar; biri verir diğeri alır. Çünkü her bir birey değişimin kendi yararına olacağına inanır.&#8221; ( <em>Republic, Platon</em> )<br />
<span id="more-13"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Eski Yunan devrinin, ikinci bir diğer önemli düşünürü de <strong>Aristoteles</strong>&#8216;tir. Gelir dağılımı konusuyla ilgilenmemiştir.<br />
Görsel Kaynağı : <a href="http://www.flickr.com/photos/drubin/2353374951/" target="_blank">Flickr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iktisatokulu.com/antikite-nedir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

